20 Haziran 2021

Dünyada Biri Üşüyorsa Isınamazsın!

Dr.İlknur Üner

Mevlana der ki  ‘Şems bana bir şey öğretti dünyada biri üşüyorsa ısınamazsın!’

Yoksulluk, genel anlamıyla, insanların yaşamlarını devam ettirebilmesi için temel ihtiyaçlarını karşılamada acze düşme durumu olarak tanımlanmaktadır. Literatürde

  • mutlak yoksulluk, (mutlak yoksulluk, hane halkının ya da bireyin asgari yaşam düzeyini sürdürebilmesi için gerekli, yalnızca en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamamasıdır)
  • göreli yoksulluk (göreli yoksulluk, temel ihtiyaçlarını kısmen karşılamakla beraber, eğitim, sağlık, sosyal katılım yönünden yetersizliktir)
  • insani yoksulluk (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) “insanî yoksulluk” kavramı, okur-yazarlık, yetersiz beslenme, kısa yaşam süresi, ana-çocuk sağlığının yetersizliği, önlenebilir hastalıklara yakalanmak gibi temel insanî yeteneklerden / kapasiteden yoksun olmaktır)

gibi tanımlamalarla karşılaşmak mümkündür.

Son 50 yıldır dünya üzerinde büyük bir gelir artışı gerçekleşmesine rağmen yoksulluk günümüz ekonomilerinin en önemli problemlerinden biri olmaya devam etmektedir. Dünya Bankası’nın iki yılda bir yayımlanan Yoksulluk ve Paylaşılan Refah Raporu’nda Covid-19 salgınının dünyadaki yoksulluğu yeniden önemli bir gündem maddesi haline getireceğini belirtmiştir.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass raporla ilgili yaptığı açıklamada, salgın ve küresel ekonomik durgunluğun dünya nüfusunun yüzde 1,4’ünü aşırı yoksulluğa düşmesine neden olabileceğini belirtmiştir.

Dünyada halen 115 milyon kişinin aşırı yoksulluk içinde yaşadığını belirten raporda, Covid-19 salgını yüzünden bu sayıya eklenenlerle birlikte 2021 sonu itibarıyla 150 milyon kişinin sefalete sürüklenebileceği öngörülmüştür.

Bu öngörü, 2020 yılı için dünya nüfusunun yüzde 9,1 ila 9,4’üne denk geliyor. Aşırı yoksulluk oranında son 20 yılın ilk artışı 2017 yılında yaşanan küresel mali krizin etkisiyle görülmüş, o yıl tespit edilen oran yüzde 9,2 olarak açıklanmıştı.

Dünya Bankası’nın aşırı yoksulluk sınırı 2020 yılı için günlük 1,90 dolar civarında değerlendiriyor.

(Salgının olmaması halinde 2019 yılı için yapılan tahminlerde aşırı yoksulluğun yüzde 8,4 seviyesine düşeceği, 2021 itibarıyla ise bu oranın yüzde 7,5’e gerileyeceğini hesaplanıyordu. Raporda, acil ve esaslı adımlar atılmaması halinde 2030 yılında aşırı yoksulluğun yüzde 3 daha düşürülmesi hedefine ulaşılmasının mümkün olmayacağı belirtildi.)

2019 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (ÇBYE) Raporu

2019 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (ÇBYE), dünya genelinde yoksulluğu 5,7 milyar insandan oluşan 101 ülkeyi kapsayan ayrıntılı bir incelemesini yapmıştır. (Bu dünya nüfusunun %76’sına denk gelmektedir) Bu raporun önemli tespitleri şunlardır:

  • Çok boyutlu yoksulluk içinde yaşayan insanların üçte ikisinden fazlası (886 milyon) orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Dünya çapında 1,3 milyar çok boyutlu yoksul insanların 886 milyonu (toplamın üçte ikisinden fazlası) orta gelirli ülkelerde yaşıyor. ÇBYE yoksullarının yaklaşık üçte biri (440 milyon) düşük gelirli ülkelerde yaşıyor.
  • ÇBYE bakımından yoksul 1,3 milyar kişiden neredeyse yarısı (toplam 663 milyon) çocuktur ve %32’si (428 milyon) 10 yaşından küçüktür. Çocuklarda yoksulluk oranı yetişkinlere göre iki kat fazladır: Üç çocuktan biri çok boyutlu yoksulken, yetişkinlerde bu oran altıda birdir. Burkina Faso, Çad, Etiyopya, Nijer ve Güney Sudan’da, 10 yaşın altındaki çocukların yaklaşık %90’ı veya daha fazlası çok boyutlu yoksuldur.
  • Güney Asya’da, beş yaşın altındaki çocukların %22,7’si beslenme konusunda hane içi eşitsizliğe maruz kalıyor; hanede en az bir çocuk kötü besleniyor, ancak aynı hanede en az bir çocuk kötü beslenmiyor. Pakistan’da beş yaşın altındaki çocukların üçte birinden fazlası beslenme konusunda hane içi eşitsizliğe maruz kalıyor
  • Hindistan, hem yaygınlık hem de yoğunluğu dikkate alan ÇBYE’de en hızlı mutlak düşüşü yaşadı. Bangladeş de hızlı bir düşüş kaydetti, bunu Etiyopya ve Haiti takip etti. Peru, kendi başlangıç durumu ÇBYE’sine göre, en büyük düşüşe tanık oldu.
  • Etiyopya, Hindistan ve Peru, 10 göstergenin(eğitim, sağlık, yaşam standartları bakkımından)  tümünde yoksunlukları önemli ölçüde azalttı. Her biri farklı alanlarda en büyük başarıları elde etse de, Etiyopya beslenme, okula devam, içme suyu ve varlıklar konusunda en büyük gelişmeyi kaydetti. Hindistan beslenme, sıhhi koşullar, pişirme yakıtı ve varlıkları son derece iyileştirdi. Peru temiz enerji, elektrik, konut ve varlıkları geliştirdi. Diğer ülkeler birçok göstergede -ancak 10’unun tamamında değil- yoksunlukları önemli ölçüde azalttı: Bangladeş dokuzunda, Haiti sekizinde ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Pakistan altısında yoksunlukları azalttı
  • Yoksulluk ve eşitsizliği takip etmek için çok yönlü bakış açılarına ihtiyaç var. Yoksulluk karmaşıktır. Gini katsayısı ile ölçülen ekonomik eşitsizlik ile ÇBYE arasında korelasyon yoktur veya çok azdır.

Dünya Bankasının 2020 yılı değerlendirmelerine göre yoksulluğun zaten yüksek olduğu ülkelerde yoksulluk oranının artış göstermesi bekleniyor. Ancak raporda, aşırı yoksulluğun yaşandığı ülkelerin yüzde 82’sinin orta gelirli ülkeler olması dikkat çekiyor.

Değerlendirmelerde düşük-orta gelirli ülkelerde günlük kazanç sınırı 3,20 dolar, yüksek-orta gelirli ülkelerdeki günlük kazanç sınırı ise 5,50 dolar olarak alınıyor.

Aşırı yoksulluğun geçmişte kırsal kesimlerde yoğunlaştığı belirtilen raporda salgın nedeniyle getirilen kısıtlamalar ve azalan talebin etkisiyle iş alanlarının daralması sonucu aşırı yoksulluğa düşen kentli sayısının arttığının altı çiziliyor.

Sahra altı Afrika ülkeleri yoksulluk sınırının altında yaşayanların en fazla olduğu ülkeler. Bu bölgede Covid-19 salgınının etkisiyle 2021 yılında aşırı yoksulluk oranının yüzde 37,8 beklentisinin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. Yeni tahminlere göre 50 milyon kişinin daha yoksulluk sınırının altına itileceği ve aşırı yoksulluk oranının yüzde 42 olabileceği anlamına geliyor.

Türkiye’de Yoksulluk Durumu

Türkiye’de yoksulluğa ilişkin durumu TUİK’in internet sayfasında gelire dayalı yoksulluk , harcamaya dayalı yoksulluk kırılımında 2006-2019 yıllarına ilişkin verilerle değerlendirebiliyoruz.

Eşdeğer Hane Halkı kullanılabilir fert gelirine göre bölgesel yoksul sayıları ve yoksulluk oranları

Bölgesel olarak en yüksek yoksul sayısına sahip bölge İstanbul, Akdeniz , Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgesidir.

Bazı yıllar itibariyle (2014, 2015, 2016 yılları gibi)  yoksul sayısında düşüş yaşanmasına rağmen 2010 yılında 16.963 olan yoksul sayısı %14.38 artış göstererek 2019 yılında 17.207 kişiye ulaşmıştır. Bu artışta Akdeniz, İstanbul ve Güneydoğu Anadolu’daki artışın etkili olduğu görülmektedir.

Yoksulluk oran tablosuna bakıldığında ise Türkiye genelinde yoksulluk oranının 2010 yılına %23, 8 iken 2019 yılında %21, 3 oranına düşmüştür. Akdeniz bölgesi hariç olmak üzere oran olarak tüm bölgelerde oran olarak düşüş gözlenmiştir.

Tablolar incelendğinde Türkiye’de yoksul sayısında artış görülürken yoksulluk oranında gerileme görülmektedir. Ancak yoksulluk oranının %21.3 olması bile ciddi bir yoksulluk sorununu gözler önüne sermektedir. ( TUİK sayfasında henüz yayınlanmayan 2020 yılının yoksulluk oranının bu oranın üzerinde görüleceği tahmin edilmektedir)

Dünya, zenginliğin yanı sıra derin ve şiddetli bir yoksullukla karşı karşıyadır. Dünyanın en zengin ülkeleri ile en yoksul ülkeler arasındaki uçurum gün geçtikçe artmaktadır. Bu da dünyadaki gelir dağılımda ve servet dağılımındaki adaletsizliğin bir sonucudur.

Fakirliğin azaltılması konusunda, sosyal devlete önemli görevler düşmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ile kendilerini sosyal devlet olarak tanımlayan tüm ülke yöneticileri, sosyal devlet olmanın gereği olarak toplumun genel refah seviyesini artırmak için fakirlikle mücadele politikalar uygulamalıdırlar. Refah seviyesinin yükseltilmesi, devletin insanlara yaptığı bir iyilik değil, devletin görevi ve insanların vatandaşlık hakkıdır. Devletin kamu harcamaları kapsamında, doğrudan gelir transferi ile birlikte fakirlerin tüketim bütçesine katkı yapması ve mesleki becerilerin kazandırılması ve kişisel yeteneklerin geliştirilmesi gibi uygulamalarla yoksul kişilerin yaşam düzeylerini yoksulluk sınırın üzerine çıkarılması amaçlanması gerekmektedir.

Dünyada ve Türkiye’de yapılan sosyal yardımlar yoksullukla mücadelede çözüm gibi görünse de bu yardımların gittikçe artan yoksulluk karşısında ve pandemi gibi olağanüstü durumlarda yetersiz kaldığı ortadadır. Bu nedenle tüm dünyada tartışılmaya başlanan ‘Vatandaşlık Temel Geliri’ artık bir insani yaşam modeli olarak gündeme alınmalıdır.

Yoksulluk konusu bir veri olmaktan öte ‘insani yaşam’ gereğidir.

Dünyada yaşananlar belki de bu kadar ‘üşüyen’ varken ‘ısınmaya’ çalışanların ateşidir kim bilir….

SP Finans Akademisi
Wordpress Social Share Plugin powered by Ultimatelysocial