Merkezi Kayıt Kuruluşu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kaydileştirilmesine karar verilmiş sermaye piyasası araçları için Türkiye’nin Merkezi Saklama Kuruluşu’dur. Türkiye sermaye piyasası araçları için haksahibi bazında (direct model) tam kaydileştirme (full dematerialization) modelini uygulamaktadır.

Haksahibi bazında kaydileştirme sürecine 25.04.2005 tarihinde yatırım fonları katılma belgeleri ile başlanmış, 28.11.2005 tarihinde BİAŞ’da işlem gören şirketlerin borsada işlem görsün görmesin tüm pay senetlerinin kaydileştirilmesi ile devam edilmiştir. Bu tarihten sonra BİAŞ’da işlem gören şirketlerin sermaye artırımları, halka açılarak borsada işlem gören şirketlerin ihraçları ve şirketlerin tüm sermaye piyasası aracı ihraçları fiziki sertifika basılmaksızın tamamen elektronik ortamda kayden yapılır hale gelmiştir.

Kuruluşumuzun elektronik sistemde elde ettiği tecrübeler ve kurmuş olduğu teknolojik alt yapı, ekonomik hayatın diğer alanlarında da bu yazılımdan faydalanabilmesine olanak sağlamıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile birlikte yürütülen e-ÜRÜN projesiyle fiziki sertifikaya dayalı tarım ürünleri depoculuk sisteminin modernizasyonu çerçevesinde elektronik ürün senetlerinin MKK bünyesinde oluşturulması ve ürün ihtisas borsalarında işlem görecek olan söz konusu elektronik ürün senetlerine ilişkin kayıtların MKK tarafından tutulması ve tüm işlemlerin MKK’nın kuracağı elektronik platformda yapılması sağlanmıştır. Bu çerçevede; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu ve bu kanuna istinaden çıkarılan Elektronik Ürün Senetleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, MKK’ya elektronik ürün senedine ilişkin kayıtların tutulacağı “Elektronik Kayıt Kuruluşu Lisansı” verilmiştir.

Yine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar neticesinde; Türk Ticaret Kanunu’nun 1524 Maddesi ve ilgili alt mevzuat çerçevesinde bağımsız denetime tabi olan sermaye şirketlerinin, internet sitesi açmalarına ilişkin yükümlülüklerini doğrudan kendileri yerine getirmek yerine Gümrük ve Ticaret Bakanlığından faaliyet izni almış Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcılarından (MTHS) destek hizmeti alma imkanı tanınmıştır. Söz konusu düzenlemeler çerçevesinde Kuruluşumuz Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcı olarak yetkilendirilmiştir. MKK’nın amaçlarından birisi işlem sonrası (post-trading) hizmetlerinde uluslararası sermaye piyasaları uygulamalarını da takip ederek, piyasaların etkinliğinin artırılması bağlamında üzerine düşen sorumlulukların tam anlamıyla yerine getirilmesi ve karşılaşılabilecek risklerin minimize edilebilmesidir.

MKK’nın faaliyet alanı yeni Sermaye Piyasası Kanunu’yla kaydi menkul kıymetler için merkezi saklama kuruluşu hizmetleri sağlamak olarak belirlenmiştir. Sermaye piyasası alanındaki bu düzenlemelere ek olarak Kuruluşumuz, 6493 sayılı “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” çerçevesinde Merkez Bankası tarafından Menkul Kıymet Mutabakat Sistemi İşleticisi olarak tanımlanmıştır. Bu görevle birlikte MKK’nın ana faaliyet alanlarındaki sorumlulukları uluslararası düzenlemeler ve en iyi uygulamalar doğrultusunda tam olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

Ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu 2015 yılında MKK’yı yeni sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde veri deposu hizmetlerini yerine getirmek ile görevlendirmiştir. Kuruluşumuz bu görevlendirme sonrasında “e-VEDO: Elektronik Veri Deposu” projesini başlatmıştır. Kuruluşumuzun uluslararası standartlarda sağlayacağı veri deposu hizmetleri ile tezgahüstü türev araçları işlemleriyle ilgili karşı taraf ve işlem bilgileri tek bir merkezde toplanarak piyasada ortaya çıkabilecek risklerin azaltılması ve düzenleyici kurumların bu piyasadaki gözetim kabiliyetlerini artırılması hedeflenmektedir.

MKK, merkezi saklama kuruluşu hizmetlerini en etkin ve ucuz bir şekilde paydaşlarına sunmanın yanında, merkezi saklama hizmetleriyle ilintili katma değerli projeler ve hizmetlerle ülkemize katkı sağlamayı hedeflemiş bir teknoloji şirketi haline dönüşmektedir. MKK, mevzuatın verdiği yetkiyle merkezi saklama kuruluşu işlevlerini yerine getirirken ekonomimize katma değer sağlamak amacıyla hizmet veren bir kuruluş olduğu bilinciyle, yüksek kar elde etmek yerine piyasa maliyetlerini piyasa aktörleri ve yatırımcılar lehine mümkün olduğunca azaltma niyetini taşımaktadır. MKK, 2023 yılı vizyonu ve İstanbul Finans Merkezi (İFM) Projesi doğrultusunda sermaye piyasalarımızın büyümesini, yeni araçların işlem görmesini, yeni halka arzların ve ihraçların yapılmasını MKK’nın karlılığını arttırma fırsatı olarak görmek yerine, bu durumu merkezi saklama maliyetlerini sürekli azaltma fırsatı olarak değerlendirmektedir. MKK yapacağı indirimlerle ana faaliyet gelirlerini sürekli azaltırken, katma değerli proje ve hizmet gelirlerini artırmayı hedeflemektedir. Bu büyük dönüşüm, Kuruluşumuz ve ülkemiz sermaye piyasası için son derece önemlidir. Maliyetleri sürekli olarak düşürme ve katma değerli hizmetlerle ekonomimize katkı sağlamayı hedefleyen bu dönüşümün etkileri ve ülkemize katkıları önümüzdeki dönemlerde daha iyi anlaşılacaktır.

Kuruluşumuz tamamen kendi kaynakları ile geliştirdiği yazılım ve sistemlerinin her kıtada en az bir ülke sermaye piyasasında kullanılmasını sağlamak amacıyla çalışmalarını devam ettirmektedir. Bu çalışmalarının meyvelerini ise Nasdaq OMX firması ile 2014 yılında imzalanan niyet beyanı ve 2015 yılında imzalanan nihai sözleşme ile “e-GKS: Elektronik Genel Kurul Sistemi’nin çeşitli kıtalara dağılmış 17 ülkeye pazarlanması kapsamındaki iş modeli ile ve sonrasında 2016 yılında AFRICLEAR Global konsorsiyumuyla e-GKS’nin Afrika sermaye piyasalarında kullanıma sunulması kapsamında imzaladığı işbirliği anlaşması ile toplamaya başlamıştır.

Merkezi Saklama Kuruluşu Nedir?

Borsada işlem sonrası (post-trade) kurumlarının en önemlilerinden biri Merkezi Saklama Kuruluş’larıdır (Central Securities Depository – CSD). Merkezi Saklama Kuruluşu bir “menkul kıymet takas sistemi” işleten (SSS-Security Settlement System) ve bununla birlikte menkul kıymetlerin ilk kaydının yapılması (ihraç) (notary service) ve menkul kıymet hesaplarının en üst seviyede merkezi olarak tutulması (central maintenance service) faaliyetlerinden en az birini yerine getiren kurumdur. “Menkul kıymet takas sistemi” ise AB‘nin 98/26 sayılı Mutabakat Kesinliği Direktifinin (Settlement Finality Directive) birinci maddenin (a) fıkrasına atıfla, menkul kıymet transfer emirlerini işleyen sistem olarak tanımlanmıştır. Merkezi saklama fonksiyonunda en temel öğe, menkul kıymetlerin ihraç edildiği, üye veya haksahibi bazında hesaplarda tutulduğu, el değiştirdiği, bunlara ilişkin hakların tesis edildiği merkezi bir sistem işletilmesidir.

MKK, sermaye piyasası araçlarının kayden ihracının yapıldığı, haksahibi bazında açılan hesaplarda sermaye piyasası araçlarının kaydedildiği, bunlar üzerindeki hakların izlendiği, kayıtlarına hukuki sonuçlar bağlandığı Kanunla bu görevi üstlenmiş bir merkezi yapıdır. Bir başka deyişle, menkul kıymetlerin ihraç edildiği, haksahibi bazında hesaplarda tutulduğu, el değiştirdiği, bunlara ilişkin hakların tesis edildiği merkezi bir sistemdir. MKK bu yapısıyla Türkiye’nin Merkezi Saklama Kuruluşu’dur.

Türkiye’de Merkezi Saklamanın Tarihçesi

MKB Takas ve Saklama A.Ş., 1992 yılında İMKB tarafından, İMKB bünyesinde mevcut piyasalarda gerçekleşen işlemlerin nakit ve menkul kıymet takasını sonuçlandırmak üzere yetkilendirilmiş merkezi takas ve saklama kuruluşuydu. Türkiye’de 1995 öncesine kadar İMKB Takas ve Saklama A.Ş. borsada işlem gören şirketlerin halka açık pay senetlerini kasalarında fiziken immobilize sistem adı altında üye bazında tutarken, 1994 krizi ile birlikte aracı kurumların iflas etmeleri sonucu Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 15.12.1994 tarihli kararıyla  İMKB Takas ve Saklama A.Ş.’ye borsada işlem gören şirketlerin halka açık pay senetleri için yatırımcı bazında immobilize sistemi kurma görevi verilmiştir. İMKB Takas ve Saklama A.Ş. 1997 yılında yatırım bankacılığı lisansı alarak İMKB Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) adını almıştır. Bu dönemde pay senetleri basılmaya devam etmiş, sermaye artırımlarında yeni pay senetleri bastırılmış ancak borsada işlem gören şirketlerin halka açık pay senetleri borsada alınıp satıldığında takasının kolaylaştırılmasını teminen immobilize sistem uygulaması çerçevesinde önce Müşteri Bazında Saklama, daha sonra Müşteri İsmine Saklama adı altında Takasbank’ta fiziken depolanması söz konusu olmuştur. Dolayısıyla pay senetleri için 28.11.2005 tarihine kadar geleneksel kıymetli evrak hukuku ve fiziki sistem hukuken varlığını devam ettirmiştir. Takasbank söz konusu görevi 28.11.2005 tarihine kadar sürdürmüştür.

Kaydi Sisteme Geçiş ve Kaydi Sistem Hukuku

Sermaye piyasaları için kaydileştirme reformunun ilk adımı 1999 yılında Sermaye Piyasası Kanununa eklenen 10/A maddesi ile birlikte atılmıştır. Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) 10/A maddesiyle çok önemli bir değişiklik yapılmış ve fiziki sertifikaya bağlı klasik kıymetli evrak hukukundan vazgeçilerek sermaye piyasası araçları ve bunlara ilişkin hakların elektronik ortamda Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından kayden izleneceği kaydi sisteme geçilmesi yönünde yasal düzenleme tamamlanmıştır. Bu reformun ana öğesi olarak sermaye piyasası araçlarının ve bunlara ilişkin hakların elektronik ortamda kayden izlenmesi ile görevlendirilen MKK 2001 yılında kurulmuştur. Kaydileştirme sürecine 25.04.2005 tarihinde yatırım fonları ile başlanmış, 28.11.2005 tarihinde İMKB’de işlem gören pay senetlerinin topluca kaydileştirilmesi ile devam edilmiştir. Bu aşamadan sonra yeni sermaye piyasası aracı ihraçları tamamen kaydi olarak yapılır hale gelmiştir.

MKK mevcut durum itibariyle pay senetleri, yatırım fonları, özel sektör borçlanma araçları, borsa yatırım fonları ve varantlar için merkezi saklama kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Takasbank’ın 28.11.2005 tarihine kadar devam ettirdiği immobilize saklama işleminin dayanağı SPK ilke kararı olup, hukukumuzda Takasbank kayıtlarına atfedilmiş özel bir hukuki etki bulunmamaktaydı. Fiziki sistemde güven unsuru evrakın kendisine dayalı iken, kaydi sistemde güven unsuru evrakın yok edilmesi nedeniyle yasa uyarınca MKK kayıtlarına dayalıdır. 6362 Sayılı SPKn’nun 13’ncü maddesi (eski Kanunun 10/A Maddesi) SPK tarafından kayden izlenmesine karar verilen sermaye piyasası araçları ve bunlara ilişkin haklara dayanılarak senet basılması imkanını ortadan kaldırmış, sermaye piyasası araçları açısından kıymetli evrak sistemi terkedilerek kıymetli haklar sistemine geçilmiştir.

Kaydi sistem tümüyle yeni bir hukuk disiplinidir. SPKn’nun 13’ncü maddesiyle getirilen kaydi sistemle, pay senetlerinin fiziki varlıklarına son verilerek diğer bir ifade ile kıymetli evrakın senet unsurunun bertaraf edilmesi ve paylar ve üzerindeki hakların elektronik ortamda izlenmesi söz konusudur. Burada, hak kağıttan tamamen arındırılmaktadır. Kaydi sistem kıymetli evrak hukukuna ilişkin birçok prensibi ortadan kaldırmaktadır. Kaydi sistem beraberinde birçok yeni müesseseyi getirmesinin yanında pay üzerinde tesis edilecek ayni hakların da hukuki niteliğini değiştirmiştir.

28.11.2005 tarihine kadar süregelen fiziki sistemde şirketlerin sadece Borsa İstanbul’da işlem gören pay senetleri fiziken Takasbank kasalarında tutulmakta iken kaydi sistemde halka kapalı tüm paylar dahil olmak üzere daha önce olmadığı şekilde sermayenin tümü kayden izlenmektedir.

Mevcut durumda payları Borsa İstanbul’da işlem gören anonim ortaklıkların borsada işlem görsün görmesin tüm payları, yatırım fonu katılma belgeleri, özel sektör tahvillleri, varantlar, varlık teminatlı menkul kıymetler MKK tarafından kayden izlenmekte, yeni sermaye piyasası aracı ihraçları kayden yapılmaktadır. Bu kıymetlere ilişkin tesis edilen haklar MKK kayıtlarına yansıtılmakta olup, bu kayıtlara hukuki sonuç bağlanmaktadır. Bu bağlamda kaydi sisteme geçiş öncesi Takasbank’ın üstlendiği fonksiyon ile kaydi sisteme ilişkin düzenlemelerin MKK’ya atfettiği fonksiyon birbirinden tamamen farklıdır. MKK, Takasbank gibi fiziken bastırılmış pay senetlerini deposunda toplu olarak tutan bir kurum olmayıp, sermaye piyasası araçlarının kayden ihracının yapıldığı, bunlar üzerindeki hakların izlendiği, kayıtlarına hukuki sonuçlar bağlandığı, Kanunla bu görevi üstlenmiş bir merkezi yapıdır. MKK bu yapısıyla Merkezi Saklama Kuruluşu (CSD : Central Securities Depository) fonksiyonlarını da üstlenmiş durumdadır.

Kaydi sisteme ilişkin düzenlemelere bakıldığında yasa koyucunun MKK kayıtlarına hukuki etki tanıdığı açık bir biçimde görülmektedir. MKS’de oluşan kayıtlar kurucu nitelikte olmayıp, hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde MKK’ya yapılan bildirim tarihinin esas alınması nedeniyle bildirici niteliktedir. MKK’da kayden izlenen sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerinin yapacakları işlemlerin karşılıklı taraflar açısından hüküm ifade edilebilmesi için işlemlerin MKK nezdinde yapılması gerekmemekle birlikte, MKK’ya MKS üzerinden yapılacak bildirim, işlemlerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir nitelik kazanmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla, SPKn’nun 10/A maddesi uyarınca MKK’ya yapılan bildirimin (tarihinin) sermaye piyasası araçları üzerindeki kazanımlarda hukuki sonuç yaratacak nitelikte olduğu kabul edilmiştir. Yine SPKn md.13 hükmünün getirdiği ikinci önemli yenilik, ortaklığın, pay defterine kayıt esnasında MKK nezdinde tutulan kayıtları esas alabilmesidir. SPKn md.10/A hükmü, ortaklık yönetim kuruluna, deftere kayıt aşamasında MKK’da tutulan kayıtları “esas alabilme” yetkisini vererek, başka herhangi bir ispatlayıcı belge isteme külfetinden kurtarmaktadır. MKK bir taraftan Merkezi Saklama Kuruluşu iken diğer taraftan da hak sahibinin ihraççıya karşı durumunun tespitine yönelik bir fonksiyon yürütmektedir. Bu fonksiyon yurtdışı uygulamalarda “registry” (tescil) olarak tanımlanmaktadır. SPKn’nun ilgili hükümleri çerçevesinde MKK hem Merkezi Saklama Kuruluşu (CSD) hem de Registrar (Sicil) fonksiyonlarını bünyesinde birleştirerek bir ekonomi sağlamıştır. Bu çerçevede MKK kayıtlarının hukuki niteliği CSD fonksiyonlarının ötesinde Registry fonksiyonlarını da içermektedir.

13.01.2011 tarihinde kabul edilen Türk Ticaret Kanunu’nda da MKK kayıtlarının hukuki etkisi net bir biçimde vurgulanmaktadır. Ticaret Kanunumuzun 496’ncı maddesinde borsaya kote edilmiş nama yazılı payların borsada satılmaları hâlinde, MKK’nın devredenin kimliğini ve satılan payların sayısını şirkete bildireceği veya şirketin bu bilgilere teknik erişimini sağlayacağı hükme bağlanmıştır. Yine Ticaret Kanunumuzun anonim ortaklık genel kurullarının yapılışına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 415 ve 417’nci maddelerinde de payları kayden izlenen anonim ortaklık genel kuruluna katılabileceklerin listesinin MKK’dan alınacak pay sahipleri listesine göre hazırlanacağı hükme bağlanmaktadır.

Hakkın ispatının evraka dayalı olduğu sistemin terkedilerek bilgisayar kayıtlarına dayandırıldığı kaydi sistemde insana duyulan güven kaydi sistemin en vazgeçilmez unsurudur ve sistemin risklerinin tazmin edilebilir seviyelerin çok üzerinde olması nedeniyle sistemin tümünün sigortalanması veya sermaye ile riskin karşılanması mümkün değildir. Bu nedenle; Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan MKK Yönetmeliği’nin 5’inci maddesiyle de, SPK’nın MKK yönetim kuruluna, başkan olarak sorumluluk üstlenecek bir üye göndermesi, MKK genel kurul kararlarının SPK’nın onayına sunulması, SPK’nın MKK’nın karar mekanizması içinde yer alarak, denetim ve gözetim görevini etkin biçimde yerine getirmesi amaçlanmıştır. Ayrıca MKK’da çalışacak insan kaynağına özel önem verilerek MKK Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesiyle yönetim ve denetim kurulu üyeleriyle personelde bazı özel suçlarda mahkumiyetin bulunmaması ve ek şartlar aranmıştır.

**Bilgiler www.mkk.com.tr adresinden alınmıştır.

Diğer İlgili Linkler:

TSPB     TCMB     BDDK     Takasbank     Borsa İstanbul     SPK      Aracı Kurumlar     Bankalar